Türkiye’nin Dönüm Noktası
Türkiye, son yirmi yılda belki de tarihinin en köklü siyasal ve toplumsal dönüşümlerinden birini yaşadı. 2002 sonrası AKP’nin iktidara gelişiyle birlikte ülkenin ekonomik ve siyasi yapısı büyük ölçüde değişti. Bu değişim, bazıları için istikrar ve umut anlamına gelirken, diğerleri için derin bir hayal kırgınlığı yarattı.
Geçmişin Tanıkları: 65 Yaş Üstü Kuşak
Bugün 65 yaş ve üzerindeki vatandaşlar, darbelerden ekonomik krizlere, koalisyonların çöküşünden belirsizlik yıllarına kadar birçok dönemi yaşamış bir kuşağı temsil ediyor. Onlar için AKP’nin ilk yıllarında sunduğu “istikrar” ve “güçlü liderlik” söylemi, geçmişin karmaşasına karşı bir güven duygusu yarattı. Bu nedenle birçok kişi, menfaatten çok “düzen ve güven” arayışıyla mevcut iktidara bağlılık göstermesini anlarım.
İnanç ve Kimlik: Dini Temeller Üzerine Kurulu Bir Bağ
Türkiye’de dini değerlerin toplumsal dokuda orta düzeyde yer tuttuğu bir ortamda, AKP’nin muhafazakâr kimliği doğal bir çekim alanı oluşturmuştur. Bilgiye erişimi sınırlı ve geleneksel değerlere bağlı kesimler için siyaset, çoğu zaman bir inanç meselesine dönüşmüştür. Bu durum, rasyonel tercihlerden ziyade duygusal ve dini bağlılıkların öne çıkmasına yol açmıştır. Böylece, tarihsel olarak kökleşmiş devlet–itaat ilişkisine ek olarak, Orta Doğu siyaset mantığının günümüzdeki bir yansıması ortaya çıkmıştır. Ayrıca, tarikat ve cemaatlerin varlıklarını sürdürmeleri ve etkilerini korumaları da büyük ölçüde AKP’nin politik tercihleriyle yakından ilişkilidir.
Eğitimli Kesim ve Değişim Arayışı
Buna karşılık, eğitimli, sorgulayan ve dünyayla daha fazla etkileşim içinde olan kesimler, demokratikleşme, adalet ve özgürlük taleplerini daha yüksek sesle dile getiriyor. Yolsuzluk, adaletsizlik, işsizlik ve eğitimdeki kalite sorunları, bu gruplar için artık görmezden gelinemeyecek bir hal aldı. Onlar, toplumun yeniden yapılanması gerektiğine inanıyor.
Derinleşen Uçurum
Uzun süren iktidar dönemi, toplumsal kutuplaşmayı artırdı, ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri derinleştirdi. Buna rağmen birçok insan, “Bir daha AKP’ye oy vermem.” dese de sandık başına giderken fikrini değiştirmesi anlaşılır gibi değil. Daha doğrusu, anlamak mümkün değil!
Biat Değil, Sorgulama Zamanı
Türkiye’nin geleceği, biat etmeyen, menfaatle değil bilinçle hareket eden bireylerin elinde şekillenecek. Daha adil, daha özgür ve daha eşit bir toplumun yolu; geçmişin hatalarından ders çıkararak, sorgulayan bir yurttaş bilinciyle mümkün olacak.