Muhittin Böcek olayı
Demokrasi, sadece sandığa gitmek değildir; adaletin, hukukun ve eşitliğin yerleşik olduğu bir yönetim biçimidir. Ancak son günlerde Antalya’da yaşananlar, bu temel ilkelerin gölgede kaldığını düşündürüyor. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in tutuklanması, yalnızca bir yargı olayı değil, aynı zamanda toplumun vicdanını sarsan bir siyasi gelişme haline gelmiştir.
Böcek, uzun yıllardır CHP saflarında görev yapan, halkın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanı. Hakkında ortaya atılan suçlamalar elbette ciddiyetle araştırılmalıdır; ancak “suçu ispatlanıncaya kadar herkes masumdur” ilkesi, sadece bir hukuk maddesi değil, bir medeniyet ölçüsüdür. Buna rağmen, yargı süreci tamamlanmadan yapılan tutuklamalar, toplumda “adalet siyasetin elinde mi?” sorusunu yeniden gündeme taşımıştır.
Kamuoyunda sıkça dillendirilen bir kanaat var: güçlenen, halk desteğini artıran muhalefet partilerinin önünün kesilmeye çalışıldığıdır… Eğer bu algı doğruysa, mesele bir kişinin davası olmaktan çıkar; doğrudan demokrasinin meşruiyetine uzanır. Çünkü bir ülkede yerel yöneticiler seçilmiş oldukları halde yargı yoluyla etkisizleştiriliyorsa, seçimlerin anlamı sorgulanır hale gelir.
Bazıları diyor ki: “İktidar artık gücünü kaybetme korkusunu yaşıyor.” Belki de bu yüzden toplumda “seçim olmadan iktidar değişmez” kaygısı artıyor. Rüyalar, imparatorluk hevesleri, veliaht söylentileri… Bunların hepsi, halkın adalete ve eşitliğe olan güveninin zedelenmesinden doğan bir hayal kırıklığının yansıması.
Sonuçta mesele yalnızca bir belediye başkanının davası değil; adalete duyulan inancın korunması meselesidir. Eğer bu inanç yitirilirse, seçimlerin de sandığın da, partilerin de anlamı kalmaz. Gerçek adalet, bir gün herkese lazım olacak. Antalya’dan yükselen bu ses, sadece bir şehirden değil, Türkiye’nin vicdanından gelmektedir.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış.