Hoş geldiniz, dostlar...

Şiir, yüreğin sessiz duasıdır; her kelime bir nefes, her dize bir hatıradır. Bu sayfa, duyguların ve dostluğun sesidir. Gelin, kelimelerde buluşalım... — Binali Efe

Köşe Yazısı 19 Aralık 2025 27 görüntülenme 0 favori

Maraş: Unutulan Değil, Yüzleşilmeyen Bir Katliam

Bundan tam 47 yıl önce, 19–26 Aralık 1978 tarihlerinde Maraş’ta insanlık tarihine kara bir leke sürüldü. Yüzlerce Alevi yurttaş; çocuk, kadın, yaşlı demeden, devletin gözleri önünde barbarca katledildi. Bu bir “olay” değil, adı konmamış bir soykırımdı.

Katliam sırasında daha fazla can gitmesin diye direnenler, yani mağdurlar yargılandı, yıllarca cezaevlerinde çürütüldü. Katliamın elebaşları ise ödüllendirildi; milletvekili yapıldı, itibarlı koltuklara oturtuldu. Katiller kahraman, katledilenler suçlu ilan edildi. Bu adaletsizlik, yalnızca Maraş’ta değil, bu ülkenin vicdanında da derin bir yara açtı.

Maraş Katliamı’nın ardından Alevi toplumu yurtlarından edildi. Evlerini, topraklarını, mezarlarını geride bırakmak zorunda kaldılar. Kimisi başka şehirlere, kimisi başka ülkelere sığındı. Bugün ise boşaltılan bu topraklara, Suriye’den getirilen El Kaide ve IŞİD artığı unsurların yerleştirildiğini görüyoruz. Tarihin ironisi değil bu; bilinçli bir yüzleşmeme hâlinin sonucu.

Tam 30 yıl boyunca Maraş’ta tek bir anma yapılamadı. Şehitlerimizin adı şehir merkezinde anılamadı. 17 yıl önce ilk kez Maraş merkezinde bir anma yapmak istedik; yine saldırıya uğradık. Valilik, saldırganları değil, anmayı yasakladı. O günden beri şehir merkezinde anma hâlâ yasak. Sadece Yörükselim’deki cemevinin bahçesinde, dar bir alana sıkıştırılmış bir hafızaya izin veriliyor.

Ama asıl acı olan şu:
47 yıldır biz Aleviler, istisnasız her yıl Maraş’ı andık, kınadık, hatırlattık. Fakat Sünni canlarımızdan, kendini devrimci, ilerici, çağdaş olarak tanımlayan kesimlerden — birkaç onurlu istisna dışında — neredeyse kimse yanımızda olmadı. Bu yokluk, katliamın kendisi kadar yaralayıcıdır. Çünkü yalnız bırakılan hafıza, ikinci kez öldürülür.

Bu yıl ise farklı bir şey oldu. Antalya’da, başta Hüsnü Şahin ve arkadaşları olmak üzere çok sayıda insanın katılım göstermesi, yıllardır içimizde taşıdığımız umudu yeniden kıpırdattı. Demek ki bu ülkenin vicdanı tamamen susmamış. Demek ki bir daha bu tür katliamların yaşanmaması için hâlâ bir ihtimal var.

Türkiye, geçmişiyle yüzleşmeden iyileşemez. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta yaşananları inkâr ederek kardeşlik kurulamaz. Soykırımların yaşandığı yerlere barış anıtları dikilmeden, devlet sorumluluğunu kabul edip özür dilemeden, gerçekler konuşulmadan bu topraklarda toplumsal barış sağlanamaz.

Unutmadık.
Unutturmayacağız.
Ama artık yalnız da kalmak istemiyoruz.

Çünkü adalet, ancak birlikte hatırlanırsa mümkündür.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış.

27 görüntülenme